
Ertaç Altınöz kimdir? Ne yer, ne içer, ne yapar?-
Dijital resme meraklı, çalışmayı seven, az uyuyan ve özünde ilham vermeyi kendine hedef belirlemiş bir, gününün çoğu bilgisayarının başında geçen, .izim yapmayı öğrenmek için uzun yıllarını harcamış, bu iş için ciddi mesailer atlatmış ve dijital alet edevatın yapmak istediği işin sağlayıcısı değil bir aracı olduğunu sürekli anlatmaya çalışan biriyim.
Son zamanlarda sağlığıma dikkat etmem gerektiğini anladığım için bol bol meyve ile günü geçirip, çalışmadığım zamanlarda da film-dizi izleyip oyun oynar ve sporumu aksatmam.
Tasarım Onun için ne ifade eder?-
Daha önce başka birkaç söyleşimde de belirttiğim üzre tasarım benim için “herşeyi bilmek ve bildiği her şeyi de unutmak” gibi, felsefe gibi… Gibi diyorum, çünkü tasarımın kendisi üzerine bir doktora yapmadım.
Bana ifade ettiği şeyden bahsedecek olursam aklıma gelen bazı kelimeleri sesli düşünür gibi ardı ardına söylemem gerekecek sanırım : fikir, ifade, şekil, sunum, özgün olma çabası, takdir isteği, beğeni…
Grafik Tasarımcı olmak isteyenlere tavsiyeleri nelerdir?-
Bu soruya cevap vermek biraz hadsizlik olur, grafik sanatıyla ilgili herkese de saygısızlık olur. Zira ben bir grafik tasarımcı değilim. Olduğumu da sanmıyorum, ya da bir yerlerde bir şeyler atlıyorum. Ülkemizde bildiğin resim yapmanın ismi ne zaman başka şekillerde anılır oldu? Ben özetle resim yapıyorum, seçtiğim konunun veya işleyiş biçimimin ne olduğunun benim için önemi yok. Veya benim için imgesel, gerçek modelli veya 4 boyutlu olsun hangi kavramla karşılaştırılırsam karşılaştırılayım, yaptığım iş resim yapmak. Yaptığım işi kafa karışıklığını önelemek için illüstrasyon veya 2D gibi kategoriler altında sergiliyorum. İnsanların deniz kızları veya ejderhalar gördüğümü sanmalarını istemem.
Tavsiye kısmına gelecek olursak… İnsanların içlerinde “ne” yapmak istedikleri sorusuna cevap arayan bir yolculuğa çıkmalarını ve kendi bilinmezi olan bu “ne”lerini dert edinmiş başka insanların arayışına girmeleri gerektiğini düşünüyorum. Tek başımıza hissettiğimiz zaman yapmak istediğimiz şeyin uygulamadaki karşılığının ne olduğuyla ilgili bilinmezlerimiz çok oluyor. Bu yüzden en sağlıklı ilk yöneliş biçimi içimizden gelen sanatsal dürtü ne ise, ona yönlenmenin yollarını, bunu yapmış insanları ve buna nasıl etkili şekilde katılım sağlayabileceğimizi araştırmaktır diye özetleyeyim.
Ona göre Mesleğin Püf noktaları nelerdir?
Kendi mesleğimin yani dijital sanatçılığımın en önemli püf noktası “benim için” koşulsuz şartsız ve her fırsatta çalışmak. Bunun dışında daha etkili bir yöntem bilmiyorum. Komisyon ücretleriyle çalıştıklrımın yanında kişisel işlerim oldukça fazladır, zira bu işi gerçekten severek yapıyorum. Çoğu insanın çalışma üretirken birinci önceliği para oluyor ve malesef buna takılıp kaldıkları için çalışmalarını çeşitleyemiyorlar, birikimlerini zenginleştiremiyorlar ve tekniklerinde ustalaşamıyorlar. Buna mazeretleri de hazır, işlerini paraya çevirememek. Ama bu para derdinde olan insanalrın boş zamanlarında da çalışmadıklarını biliyorum. O zaman da kafa atasım geliyor bu zihniyetteki insana. Sanat anlayışları elverişsiz(yetersiz demiyorum elverişsiz), o zaman zanaat yoluyla cevaplandırayım. İşlediği ilk keresteyi satabilen bir marangoz gördünüz mü?
Çok çalışma en iyi püf noktasıydı sanırım. Çünkü beraberinde daha nitelikli işler çıkarmayı ve dolayısıyla özgüveni; özgüven de daha da fazla ve iyi nitelikte iş çıkarma azmini körüklüyor. Çapraz bir döngü yani. Nihayetinde de işinde saygınlık ve kalitesinin kabulünü kazanıyor insan. Bunlar teklif aldığı işlerin kalitesine de olumlu yansıyor. Ve en nihayetinde kişinin verdiği hizmetin ücretine.
Ülkemizde Grafik tasarıma daha fazla değer verilmesi için neler yapılmalıdır?
Yine bu soruyu grafik ile sınırlandırmadan tüm sanat dallarını kapsayan genel bir “duruş” faktörüne dikkat çekerek cevaplandıracağım.
Ben ülkemizde sanata verilen değerin artırılmasında en büyük zorlaştırıc etkenin temelde maalesef ki sanatla ilgilenen insanımızın kendinden kaynaklandığını düşünüyorum. Genelin kendi öz bilincinin, yeteneğinin farkında olmadan anlamlandırma ve yorumlama, çevresiyle bir bütün olma ve meslekte etkili bir sinerji ortamına katılabilme becerisi derecesinin çok yetersiz seviyelerde seyrettiğini düşünenlerdenim.
Kısa bir özetle, görsel tasarımla ilgili meslek bilincinin değişmesinin gerektiğini düşünüyorum. Genelde emek verip karşılığını alamamaktan yakınmak ve hiç bir adım atmamak kişiyi büyük bir çelişkiye sürüklüyor. Çünkü denemekten kendini alıkoyduğu zaman kişi, sanatına da emek harcamamış oluyor. Yürümeden önce emeklemeyi öğrenmek lazım. İlk birkaç işinizle fazla zahmete girmeden mükemmel gelişmeler olması gerektiğini düşünmek, bu mesleğe yıllarını verip kendini geliştirmiş ve sonucunda iyi ünvanlar hak etmiş insanlara haksızlık olmaz mı? Çoğu sitede “Aman sektörümüz şöyle, aman sektörümüz böyle” şeklinde yakınan insanları görüyorum. Kendilerine hak vermekle birlikte bu yakınmaya ayıracakları ve morallerini bozup performanslarını düşürecekleri zamanı çalışarak değerlendirseler çok daha iyi yapacaklarını düşünüyorum. Önce biz işimize sahip çıkıp değerini bilelim, sonra müşteriden işimize saygı gösterip hakkımız olanı vermesini bekleyebilelim. Çabaladığını savunan insanlarda bir acelecilik, bir sınırsız abartılmış özgüven ve karşılığında derin bir hayal kırıklığı seziyorum.
Ertaç altınöz’ün portfolyosunu izlemek için tıklayınız
![]() |
![]() |
![]() |






